Türkiye için önemi ne?
Nörodejeneratif hastalıklar ve yaşlanan nüfus, Türkiye için de büyüyen bir sağlık ve biyoteknoloji gündemi. Böyle turlar, derin teknoloji ve klinik biyoteknoloji kasının ne kadar değerli kaldığını gösteriyor.

Türk girişimciler bu sektör için geç mi kaldı?
Hayır, ama bu alan sabırsız ekipleri ödüllendirmez. Bilim, klinik süreç ve sermaye dayanıklılığı birlikte kurulabildiğinde hâlâ çok büyük fırsat var.

Yatırım niye aldı?
Çünkü AriBio'nun elinde yalnızca bir hikâye değil, ciddi klinik ve ortaklık potansiyeli taşıyan bir varlık var. Stratejik yatırım da bu yüzden doğrudan ürün-pazar değil, ilaç geliştirme hattına güven oyu anlamı taşıyor.

AriBio, Çin merkezli Fosun Pharma ile ortaklığını daha da derinleştirerek 27,5 milyon dolarlık stratejik yatırım aldı. Yaklaşık 42,5 milyar won büyüklüğündeki anlaşma iki aşamalı kurgulandı; ilk etapta yaklaşık 11,5 milyar wonluk yatırım yapılacak, ardından 31 milyar wonluk ikinci dilim tamamlanacak. İşlem tamamlandığında Fosun Pharma, şirketin en büyük hissedarları arasına girecek.

Güney Kore merkezli biyoteknoloji girişimi özellikle AR1001 adlı oral Alzheimer tedavisi adayıyla öne çıkıyor. Şirketin geliştirdiği bu aday, hastalığın seyrini değiştirmeyi hedefleyen ağızdan alınabilen bir tedavi olarak konumlanıyor. AriBio son dönemde ilacı küresel ölçekte ilerletirken, yatırımın zamanlaması da doğrudan bu klinik ve ticarileşme hikâyesine bağlanıyor.

Bu yatırım yalnızca finansman tarafında değil, stratejik ortaklık açısından da önemli. Fosun Pharma ile daha önce kurulan lisans iş birliğinin ardından gelen özsermaye yatırımı, iki tarafın geliştirme, onay, üretim ve ticarileşme süreçlerinde daha sıkı hareket edeceğine işaret ediyor. Şirketin küresel Faz 3 çalışmasında 13 ülkedeki 230 merkezde hasta dozlamasını tamamlamış olması da yatırımcı güvenini destekleyen önemli başlıklardan biri.

Yeni kaynak; AR1001’in sonraki aşamalarını desteklemek, üretim ve ruhsat hazırlıklarını güçlendirmek ve şirketin uluslararası iş birliklerini genişletmek için kullanılacak. Bunun yanında tarafların yalnızca Alzheimer hattında değil, ilerleyen dönemde immüno-onkoloji ve aşı platformları gibi ek alanlarda da iş birliğini büyütmeyi değerlendirdiği belirtiliyor.

Biyoteknoloji tarafında stratejik yatırım turları çoğu zaman yalnızca nakit katkısı değil, gelecekteki ticari rotanın da işareti oluyor. AriBio’nun bu hamlesi, geç aşama klinik varlıkları olan Asya merkezli sağlık girişimlerinin küresel ilaç oyuncularıyla daha erken ve daha derin sermaye ortaklıkları kurduğu yeni dönemin dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.